İçeriğe geç
  • Dolar 49,5565 ▲ %0,10
  • Euro 55,7692 ▲ %0,12
  • Sterlin 66,1467 ▲ %0,39
  • Gram Altın 6.633,21 ▼ %0,03
  • Çeyrek Altın 10.859,67 ▲ %0,90
  • Gümüş 90,76 ▼ %0,67
  • Bitcoin 4.040.137 ▼ %0,05
  • BIST 100 11.721,72 ▼ %2,89

Avrupa

Budapeşte Memorandumu'nun izleri: 1994'ten 2026'ya uzanan güvenlik krizi

Rusya'nın 2022'deki geniş çaplı harekâtı, 1994 Budapeşte Memorandumu'nun ihlalini yeniden gündeme getirdi. 2026'da ise Ukrayna'nın bağlayıcı garanti talepleri ve ABD'nin tutumu, uluslararası güvenlik sisteminin sorgulanmasına yol açıyor.

Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya yönelik başlattığı geniş çaplı harekât, 1994 tarihli Budapeşte Memorandumu'nun ihlalini stratejik analizlerin merkezine taşıdı. Mart 2025'te kaleme alınan bir değerlendirmede, Ukrayna'nın durumunun hem Rusya hem de ABD yönetimlerinin sorumluluğunda olduğu, Rusya'nın kendi garantörlüğünü çiğnediği ve Washington yönetiminin ABD'nin imzasını yok saydığı vurgulanmıştı. Ekim 2026'da ise konu, eski Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko'nun ABD Başkanı Donald Trump'a yazdığı açık mektup ve mevcut Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin bağlayıcı garanti talepleriyle yeniden gündeme geldi.

Indyturk'ta yayınlanan habere göre, 1994 yılında imzalanan Budapeşte Memorandumu, Ukrayna'nın nükleer silahlarını Rusya'ya devretmesi karşılığında ABD, Birleşik Krallık ve Rusya'nın verdiği siyasi güvence belgesi niteliğinde. Belge, Ukrayna'nın bağımsızlığına, egemenliğine ve mevcut sınırlarına saygı gösterilmesini, toprak bütünlüğüne karşı kuvvet kullanılmamasını ve ekonomik zorlamadan kaçınılmasını öngörüyor. Ancak metin, 'güvence' (assurances) ifadesini kullanırken 'garanti' (guarantees) kavramını içermiyor; bu da belgenin hukuki bağlayıcılığını tartışmalı hale getiriyor.

Rusya, 2014'te Kırım'ı ilhak ederek ve 2022'de tam ölçekli işgal başlatarak bu taahhütleri açıkça ihlal etti. ABD ve Birleşik Krallık ise doğrudan askeri müdahale yerine ekonomik yaptırım, silah ve mali yardım yolunu seçti. Mart 2025'teki analizde, Rusya'nın ihlali karşısında Batı'nın Ukrayna'yı desteklediği ancak Trump yönetiminin göreve gelmesiyle ABD'nin de imzasını yok saymaya başladığı belirtilmişti. Bu durum, savaşın başlamaması ve barışın sağlanmasının her iki büyük gücün tutumuna bağlı olduğu değerlendirmesini güçlendiriyor.

Ekim 2026'da Yuşçenko'nun Trump'a yazdığı açık mektup, Rusya'nın dizel ticaretine yeşil ışık yakılmasını eleştirerek her doların Ukrayna'ya düşecek bir füzeyi finanse ettiğini öne sürdü ve Budapeşte'deki ABD imzasının unutulmaması gerektiğini vurguladı. Zelenski ise Budapeşte modelinin tekrarını reddederek Kongre onaylı, hukuken bağlayıcı garantiler talep ediyor. ABD'nin mevcut cephe hattı boyunca ateşkes ve de facto toprak kabulü yönündeki baskısı, 2025'te öngörülen 'imzanın yok sayılması' sürecinin somutlaşması olarak değerlendiriliyor.

Budapeşte'den Kiev'e uzanan süreç, 1994'teki siyasi tercihin 2022'de ihlal, 2025'te ABD imzasının yok sayılması ve 2026'da müzakere baskısıyla devam ettiğini gösteriyor. Siyasi memorandumların sınırları, nükleer silahsızlanma rejimleri için kalıcı bir uyarı niteliği taşıyor. Bu örnek, belirsiz vaatler yerine caydırıcılık ve ittifak yapılarının dengesinin tercih edilmesi gerektiğine işaret ediyor. Sonuç, yalnızca Ukrayna'nın topraklarını değil, uluslararası sistemin geleceğini de belirleyecek.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…